Şehir Mektupları

Şehir Mektupları Mustafa Kutlu’nun 1995 Ağustos’unda yayınladığı 11. kitabıdır. Deneme türündeki bu kitapta İstanbul’a dair Kutlu’nun yazdığı yazılar yer alıyor. Yayın tarihinden anlaşılacağı üzere kitapta bahsedilen İstanbul yıllar önceki İstanbul. 🙂

Kitaba dair girişte çok güzel bir yazı var “Sahibini Arayan Mektuplar” başlığıyla. Bu yazı Mustafa Kutlu tarafından, kitabın nasıl ve hangi niyetle yazıldığını çok güzel bir şekilde izah ediyor ve Kutlu tarafından kitabın girişine eklenmiş. Ben de aynen buraya ekliyorum:


SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR

“Şehir Mektupları ünlü gazeteci-yazar Ahmet Rasim’in eseridir. (son olarak iki cilt halinde Nuri Akbayar tarafından yayımlandı, 1992). Çoğunluğu 1897-1899 yılları arasında kaleme alınmış fıkra-sohbet-deneme karışımı bu mektuplar, Ahmet Bey’e yazar kişiliğini kazandırırken, edebiyatımızda o zamana kadar raslanmamış bir tarzın da ilk örneğini oluşturmuştur.

“Şehir mektubu” başlığı ile yayımlanan bu yazılar Ahmet Rasim’in uzun yıllar “Şehir mektupçusu” olarak anılmasına yol açmıştır (“Mektupçu”, Osmanlı bürokrasi geleneğinde dairelerin yazı işlerini yöneten kişilere verilen addır. Tanzimat sonrasında nezaret ve vilayetlerde aynı adla görevler ihdas edilmiştir).

Yazar böylece “Vilayet mektupçuluğu”na karşı “Şehir mektupçuluğu” diye fahri bir görev üstlenmiş, yaşadığı kentin kamu vicdanını tek başına temsil yoluna gitmiştir.

Şehir mektupları’nda İstanbul’un o yıllara ait geniş bir panoraması yer alır. Yazar şehirdeki hayatı hem edebiyatçı, hem gazeteci, hem de sıradan vatandaş gözüyle gündelik izlenimler haline aktarır. Okuyucu böylece imparatorluk başkentinde olup bitenleri bütün girdisi çıktısı, bütün renkleri, sesleri ve kokusuyla takip etme şansına kavuşur. Dönemin bir kent kütüğü sayılabilecek bu yazılar toplamında Ahmet Rasim’in kıvrak ve kendine has bir dile ulaştığı görülür. Konuya göre çeşni değiştiren bu dil, dönemin halk ağzıyla Osmanlıcasını yan yana getirmekte, iç içe geçirmektedir. Mizah, bir üslup özelliği olarak yazıların itici gücünü teşkil etmektedir.

Üstad yazılarına kendini merkeze alan bir tutum içindedir. Günlük hadiseler karşısındaki düşünceleri, duyguları, zevk ve heyecanları, arkadaşlık ve iş ilişkileri samimi bir ifadeyle yazıya geçirilmiştir. Okuyucu şehri tanır ve olup bitenleri takip ederken, aynı zamanda yazara yoldaşlık etmektedir. Bu arada bazı mühim kültürel meseleler (dil, şiir, musiki, mimari vb.) tartışılır; bu meselelerin teoriden pratiğe geçtiği mekanla, bu mekanlardaki insanlar ele alınır. Yazıların sonu genellikle şark üslubuna bağlı kalınarak bir nükte veya bir fıkra ile noktalanır. Arada bir, konuyu küçük piyesler, konuşmalarla işlediğini görürüz. Folklor unsurları yazıları bir baştan bir başa bütün zenginliği ile süslemektedir.

Mevsimler, mesireler, sular, semtler, lokantalar, kantolar, yemekler, Ramazanlar, bayramlar, fiyatlar, adetler gibi yüzlerce unsur ele alınır ve devrin toplumsal hayatıyla birlikte nakledilir. Üstad sanki hiçbir noktayı atlamak istemiyor gibidir. O günün hayatını gelecek kuşaklara adeta canlandırarak göstermek arzusundadır.

Ben de epeyce bir zamandan beri İstanbul’u dolaşıp, izlenimlerimi okuyucularıma aktardım. Dikkat ediyorum da neredeyse yüz yıl sonra gözlemlediğim İstanbul’un sanki tasvire değer bir yeri kalmamış gibi yazılarımda tasvirden ziyade duygu ve düşünceler yer aldı. Bu, belki artık İstanbul’un birörnek yapılar, birörnek bahçeler, birörnek davranışlarla modern olduğu kadar silik ve şahsiyetsiz mekanlar-unsurlarla dolmuş olmasından kaynaklanmaktadır.

***

Aziz okuyucular…

Bundan böyle Üstad Ahmet Rasim’den ödünç aldığım Şehir mektupları başlığı adı altında sizlere hitap edeceğim. Konumuz yine İstanbul olacak. Ayrıca modernleşen kentlerimiz bir yerde bahse değer meselelerin ortak algılanmasını getirmektedir. Yazdığımız mektuplar bu bakımdan sadece İstanbullu hemşerilerimize değil, bütün Türkiye’ye gönderilmiş demektir.

Bu mektupların muhatabı sizlersiniz. Bu sütunlar karşılıklı sohbet ederek dertlerimizi tartışacağımız bir zemin olsun isterim. Dolayısıyla ilgi duyduğunuz konularda bana yazmanızı rica ediyorum. Ancak şurasını da önemle belirteyim ki, bu köşe bir “okuyucu mektupları” köşesi değildir. Yazdıklarınızın buradan yayımlanmasını lütfen talep etmeyiniz.

Ülkemizin siyasi, iktisadi ve içtimai bakımdan yeni gelişmelere gebe olduğu şu günlerde, bu köşeden sizlere “Merhaba” diyor, selamlarımı ve saygılarımı iletiyorum.

Gayret bizden, tevfik Allah’tan…”


ŞEHİR MEKTUPLARI

Yazar: Mustafa Kutlu

Yayınevi: Dergâh Yayınları

Web Sitesi: dergah.com.tr


ARKA KAPAK METNİ

Bu kitapta yer alan yazılar taşralı bir hikayecinin yaşadığı şehri (İstanbul) tanıma yolundaki gayretlerinin mahsulüdür. On yıl boyunca İstanbul’u dolaştım, bu gezi izlenimlerimi “Bir Demet İstanbul” başlığı altında yayımladım.

“Şehir Mektupları”, bu tutkulu serüvenin bir sonraki aşamasıdır. Bu defa insan-şehir-mekan ilişkilerini okuyucularla paylaşan denemeler olarak vücut buldu.

Şehrimizi tanımadan kendimizi, birbirimizi tanımamız zor.

Hele sevmek büsbütün müşkül.

Seyahat etmeyi çok seviyorum. Fotoğraf çekmek ve kitap okumak ise hayatımın bir parçası.